KALİTELİ ZAMAN MI?

Güncelleme tarihi: 17 Oca

Son yıllarda çok sıklıkta duymaktayız. “Çocuklarınızla kaliteli zaman geçirmelisiniz” söylemlerini peki çocuklarımızla sadece günün bir saati oyun oynayarak kaliteli bir zaman geçirmiş mi oluyoruz?

Çocuklarınız ile iletişim sadece belirli bir zaman dilimine sıkıştırılmayacak kadar değerli ve özneldir. Çocuğunuz annenin karnına düştüğü andan itibaren sizinle olmaya başlar ki anne baba adayı çocuklarının olacağını öğrenmesinin ardından hayatlarından ebediyete kadar hiç kopmayacak olan bağ oluşur bundan da kaçış yoktur. Çocuğunuzu ilgilenilmesi gereken bir varlık olarak değil Allah’ın size sunduğu en güzel armağan olarak gördüğünüze eminim. Gel gelelim ki hayatın getirdiği şartlar bu süreci zora sokabilir ve onlarla hayatınızı paylaşmanın basit ipuçları arayışı içine girersiniz. Çocuğunuz öncelikle sizinle sadece oyunu değil kendisinin hatta sizlerin deneyimlerini paylaşarak yaşamınızın her anında olmak ister.


Bu günümüz şartların da mümkün mü?


Anne babalar için geçindirilmesi gereken bir ev, yapılması gereken sorumluluklar, yemek bulaşık, okul hazırlıkları, dersler, öğrenilmesi gerekenler… vs. Bu kadar sorumluluğun ardından çocuğunuza ait vakit ayırabiliyorsanız dahi iyi bir anne baba mısınız?

Çocuğunuzun ihtiyacı olan en önemli şey şartlar ve toplumsal kurallar değil siz ve ona sunacağınız sevgidir. Hayatınızı şartlar, gereklilikler, sorumluluklar olarak görmeniz ise sadece ailenizin önüne koyduğunuz engellerdir. Şartlar her an değişebilirken gerekliliklerinde çoğu zaman o kadar da gerekli olmadığını görebiliyoruz peki sorumluluklar? İşte yol burada ikiye ayrılıyor. Sizin sorumluluklarınız mı yoksa siz mi bu sorumlulukları üstlendiniz?

Çocuklarımıza kareyi, kırmızıyı, toplamayı öğretirken yaşamlarını nasıl devam ettireceklerini es geçiyoruz nedense. Onları bağımsız, iradeli, muhakeme yapabilen bireyler yerine bağımlı, motomod, yapmak zorunda oldukları ve en önemlisi hayata adapte edebileceği bilgilerden uzak yaşatmaktayız.


Ne yapmalıyız?


Yaşantınızı çocuklarınıza göre değil çocuklarınızı bu yaşantıyı öğretebileceğiniz şekilde şekillendirmelisiniz.

Eşinizin çocuğunuzun sorumluluklarını üzerinize alarak değil sorumluluklarını onlara öğreterek yaşama kazandırabilirsiniz.

Sizler akşam yemeğini hazırlarken evdeki her bireyin de bu hazırlığa katarak yüklerden sıyrılabilir. Ve daha özel bir paylaşıma girip her anınızı şölene çevirebilirsiniz.

Evdeki alanlarınızı belirleyerek birbirinize saygı duymayı ve benlik duygunuzu geliştirebilirsiniz.

Çocuklarınıza öğrettiğiniz her şeyi yaşamları ile bağlantı kurduğunuz zaman öğrenmenin zevkli bir şey olduğunu gösterebilirsiniz.

Öğrenmenin sorumluluk ya da zorunluluk olmadan, onun yeni bir şey öğrendiğinde kendisini nasıl farklı ve özgür hissettiğini fark ettirerek bunun sürekliliğini ve sorumluluğunu kazandırabilirsiniz.

En önemlisi yaşamın sorumluluklar, zorunluluklar, sırtladığımız yükler olarak değil, her anın birlikte paylaşılan yemeğin tadı ile, kapının çalındığında mutluluğunuza eşlik eden dostlarınız, akrabalarınız ile, her yeni gün sizin varlığınıza anlam katan yeni bilgiler ve deneyimler ile yaşamınızın her anını büyük bir şölen haline getirebilir. Siz bu hayat armonisine çocuğunuzu da katarak “mutlu birey mutlu aile” olabilirsiniz.


Gözde ERDOĞAN ŞAHENK




4 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör