Çocuklarda Alışveriş Çılgınlığı

Sizleri bilmem ama çocuklarda tüketim konusu benim fazlasıyla önemsediğim bir konu. Bu nedenle böyle bir başlık atarak yazıma başlamak istedim. Tüketim çılgınlığı genellikle biz yetişkinler için söylenir. Bizler hayatımıza gelen maddesel bollukla ve ürünlerin çeşitliliği ile “beraber belki lazım olur, kombin olur, ama ucuz “gibi bahanelerimizin arkasına saklanarak ihtiyacımız olanın daha fazlasını tüketmeyi o kadar içselleştirdik ki bu çoğumuzun hayatında artık normal bir durum haline geldi. Hafta sonları AVM’ler bir tüketim yerleri olmasına, giyim gibi her an ihtiyaç duyulmayan malzemelerin çoğunlukla ifşa edildiği alanlar bizlerin etkinlik merkezleri haline geldi. Peki ya çocuklarımız için?


Gerçek ilgiyi hissedemiyor, alamıyorsam o zaman cebindeki parayı alırım!


Ne kadar acı olsa da maalesef bu bir gerçek. Çocuklarımızın ihtiyaçlarını o kadar saptırır olduk ki! Çocuklarla ilgilenmeyi bir yerlere götürmek, bir oyuncak almak ya da sürekli “Ne yapmak istersin?“ Diye sorup tüm kontrolü ona bırakarak ilgilendiğimizi düşünüyoruz. Bir çocuğun anne babasının güler yüzü, severek ve isteyerek, sıkılmadan çocuğunun yanında olmasına, keyif alarak çocuğu ile oyun oynamasına, onu gözlemleyerek başarılarını fark etmesine ihtiyacı vardır. Hayatınızda sürekli ekranlardan, oyuncak vaatlerinden, gidilecek etkinliklerin göz kamaştırıcılığından yararlandığınızda çocuğunuzun ruhsal ihtiyaçlarını tam tamına karşılayabilir miyiz?


Tüketimi sınırlandırmaya evde başlayın!


Bu ilişkiyi gözlemlemek sadece çocuğunuzun gülümsemesine göre değerlendirilmemelidir. Bu nedenle en öncelikle hepimizin hayali olan erdemli, mutlu, farkında, sağlıklı ilişkiler kuran bir çocuk yetiştirmenin yolu “şimdi” yapacağınız çalışmalardan geçiyor. Tüketimi evinizde sınırlandırmalı gerçekten ihtiyacınız olanı bir ya da iki örnekle almaya başlamalısınız. Böylelikle çocuğunuzun ihtiyaçlarını fark etmesini sağlarsınız.


Çocuğunuzu reklamlardan uzak tutun!


Hayatımızın her alanında satış, pazarlama ve reklam vardır. Bu bir üründen haberdar olmak için önemli bir araç olsa da dürtüsel olarak insanları uyarıcı etkisi olan bir mecra olduğunu da göz ardı etmemeliyiz. Çocuğunuzun reklamlara çok fazla maruz kalması kontrolsüz isteklerine sebep olabilir. Bu istekleri aza indirmek için bir uyarıcıyı çocuğunuzun hayatından çıkarmanız kışkırtıcılığı azaltmanız anlamına da gelir.


Oyuncak günü belirleyin!


Oyuncak alımını nasıl ihtiyaca göre belirlenebilir?

Bu zor bir soru değil mi?


Bir çocuğun hayal gücünün geliştiği alınan oyuncakla nitelikli oyun oynamasını beklerken, o oyuncak ile 5 dk. oynayıp bıraktığını, aslında sadece alma eylemi ile ilgilendiğini görüyorsunuz. İşte burada oyuncağın yeterince nitelikli kullanımı, tüketimin sağlıklı olduğunu göremeyiz. Bu nedenle çocuğunuzun asıl öğrendiği yalnızca almak yani sahip olma davranışından uzaklaşıp dikkatini oyuncaklarına odaklamasını sağlamalıyız. Bu durumu ise adım adım tüketimi azaltıp elimizdekileri kullanmaya başlayarak yapabiliriz.


Bu durumu farklı açıdan değerlendirdiğimizde çocuğumuzun hayal gücünü, bekleme kapasitesini, arzularını ertelemeyi öğrenmesini isteriz değil mi? Oyuncak alma gününün belli olması bu erdemleri kazanmasında yardımcı olacaktır.


Hayatınıza bu değişimleri kattığınızda ortaya her zaman güzel görüntüler çıkmayabilir. Öncelikle değişim sürecinin zor olduğunu kabul etmeli, bu değişimler sırasında olumsuz davranışlar, ağlayan, kendini yere atan çocukları, öfke nöbeti geçiren çocukları, küsen çocukları görebileceğimiz gerçeğini göz ardı etmemeliyiz. Değişim hiçbir zaman kolay olmaz. Bu süreçte sizlerin ebeveyn olarak kendinizi kontrol etmelisiniz. “Sağlam nesne” olmalısınız. Çocuklarınızla ilgili tutum ve davranışlarımızı anlattığım “İstila Edilen Çocuklar” kitabımdan yararlanabilirsiniz. Herkese İyi Haftalar.



Gözde ERDOĞAN ŞAHENK





39 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör