Çocuğunuz Sizin Aynanızdır

Bizler genellikle yaptığımız davranışların sonuçlarını gördüğümüzde anlamaya ve anlamlandırmaya başlarız. Hatta çoğu zaman bu bile yeterli değildir kendi davranışlarımızın farkına varmamıza. Aileler her zaman yıllarca gözlemledikleri, deneyimledikleri, güncel ve akademik bilgilerden yararlanarak çocuklarına onlar için en iyi olduklarına inandıkları davranışı seçerek buna uygun bir tutum sergilerler.


Hiç şüphesiz ki çocuklarınıza gösterdiğiniz tutum ve davranışlar sizlerin hayatındaki analizlerinizin sonucudur. Hayattaki en değerli varlığınıza olan davranışlarınız sizlerin en iyi deneyimlerinizdir. Fakat gösterilen bu tutumlar bazı durumlarda hayatınızı kolaylaştırdığını ya da en iyisi olduğunu düşünseniz dahi zamana yaydığımızda gösterdiğiniz tutumun çok da doğru olmadığına karar veririz. Bu noktada en öncelikli olarak çocuklarınıza gösterdiğiniz tutumun ne olduğu ve sonuçlarını gözlemlemeniz gerekir.


Yaşadığımız toplumda yıllardır farklılaşan aile tutumları, bölgeden bölgeye, zamandan zamana ve aileden aileye de değişim içerisindedir. 1980’lerin başında Türkiye’nin büyük bir çoğunluğunda aileler baskıcı ve tutucu bir tutum sergilerken 1990’larda bu inanış değişmeye başlayarak hoşgörülü ve anlayışlı olmanın çocukların gelişimi için büyük bir önem arz ettiği savunulmuştur. Fakat değişen zamanda yetişkin ve yetişmekte olan bireylerin yaşadıkları psikolojik sorunlara bakıldığında ailelerin izlediği ve inandığı tutumların o kadar da iyi olmadığı gözlemlenmektedir.


Peki iyi ile kötü arasındaki bu ince çizgide çocuklarımıza nasıl yardımcı olacak ve onlara karşı nasıl bir tutum izleyeceğiz?


Öncelikli olarak gelişimin bireysel bir süreç olduğunu kabullenilmesi gerekmektedir. Her çocuğun birbirinden farklı olduğu daha yeni benimsenmeye başlanırken fark edilmesi gereken en önemli nokta ailelerin de bir birey gibi birbirinden farklı olduğudur. Çocuğunuzun davranışları bu noktada sizlere bir ayna görevi görür. Bu durum ise kendi davranışlarımızın farkına varmamız için büyük bir şanstır.


Çocuğumuzun bireysel özelliklerini destekleyerek hem de onun için sağlıklı bir ortam hazırlayabilmemiz için tutum ve davranışlarımız nasıl olmalıdır?


İlk 3 yıllık dönemde sıklıkla karşılaşılan inatlaşma, ağlama, vurma davranışlarının dönemsel olduğu bilinse bile bu davranışların kalıplaşmaması ve alışkanlık haline gelmemesi için bizlerin onlara karşı olan tutumumuz önemlidir.


Çocuğunuz ağladığında değil sizinle göz kontağı kurarak, size ısrar etmeden ve inatlaşmadan, kendi dil becerisine uygun sözcükler ile sizden bir talebi olduğunda bunu gerçekleştirin. Çocuk bu süreçte sizinle nasıl doğru iletişim kurmasını bilmiyor olabilir bu noktada sizin onun gelişimsel seviyesine göre model olmanız önemlidir.


Çocuğunuz bir durum ve istekte inatlaştığı bir durum olabilir. Ebeveyn çocuğun inadına ya da ısrarına yenik düşerek genellikle çocuğun isteklerini yapar. Bu durumda çocuk davranışı devam ettirebilir. Aile çocuğun inadına onun isteği üzerine yanıt verdiği anda bu davranış tekrar edilebilir.


Bu noktada ailenin tutarlı olması önem taşır. Çocuğun ısrar ettiği davranışın gerçekleştirilmesi çocuğun her zorlandığı durumda size ısrar ederek ya da ağlama gibi farklı bir problem davranış geliştirerek isteğine ulaşır. Aile bazı durumlarda çocuğun istediğini yapıp başka bir durumda yapmaması tutarsızlık taşıyarak davranışın devamını sağlarken, bir ebeveynin evet diğerinin ise hayır dediği bir durumda da tutarsızlık söz konusu olur. Çocuğunuza karşı tutumlarınızda var olan

tutarsızlık çocuğun problem davranışının devamını sağlar.

Bu nedenle alınan kararlar çocuğa bakan kişi dahil ebeveynlerin de ortak kararı olmalı ve özel durumlar olmaksızın uygulanmalıdır.


Yaş ilerlerken dikkat edilmesi gereken diğer konular ise;


Onların hayatlarında birey olduklarını algılamaları için her zaman seçme özgürlüğü tanınmalıdır fakat bu seçme özgürlüğünün sınırları olması gerektiği de unutulmamalıdır. Örneğin o gün yapılması gereken bir alışveriş varsa onun isteği oyun alanına gitmek ise, alışveriş ertelenerek oyun alanına gidilmemesi gerekir. Bunun yerine gideceğiniz alışveriş merkezinden iki seçenek sunabilir ona bu sınırda bir seçme hakkı tanıyabilirsiniz. Bu davranışın uyu içerisinde kabul eden çocuğa ardından farklı birkaç seçenek sunmak ise olumlu ve uyumlu davranışının sürekliliğini sağlamakta etkili olacaktır.


Çocuğunuzun yetenek ve ilgi alanlarını belirlemesinde yardımcı olunmalıdır. Bizler hoşlandığımız aktiviteleri ve ilgi alanlarımızı deneyimleyerek elde ederiz. Çocuğunuza sunacağınız imkanların çeşitliliği de onun bu alanları deneyimlemesinde ve hoşlandığı, ilgi duyduğu alanı belirlemesinde yardımcı olacaktır. Örneğin, çocuğunuzun isteği dışında 3 yıl boyunca gittiği gitar kursunun yerine daha farklı müzik dallarını hatta spor ya da doğa aktivitelerine katılmasını sağlayabilir, bu durum onun hem ilgi alanlarını belirlemesinde yardımcı olur hem de birçok farklı bakış açısı ve deneyim kazanmasını desteklemiş olursunuz.


Çocuğunuzun zevk aldığı ve hoşlandığı alanların desteklenmesi de önemlidir. Unutulmamalıdır ki çocuklarımız bizlerin hayallerini gerçekleştirenler değil pozitif ve negatif yönleriyle bir bireydir. Çocuğunuzun tercih ve seçimlerini dinlemeli ve sizlerin ona koyduğu sınırlar dahilinde kararlar almalısınız. Çocuğunuza sunduğunuz seçeneklerle de onun kendi kararını uygulamasına izin vermeli ve desteklemelisiniz. Bu seçim özgürlüğü onun yaşamında alacağı sorumluluk ve bir karar verme bilincine varması ve en önemlisi özgür iradenin farkındalığının temelini atacak ve yaşam sorumluluğunun bilincinde, suçlu aramaksızın negatif ve pozitif yönlerini keşfederek zor durumlarla da baş etme becerisini kazanması için önemli bir adım olacaktır.


Çocuğunuzun elde ettiği başarılarda ve yaptığı seçimlerde takdir görmesi ve onay alması önemlidir. Çocuğunuzla sevgi sözcükleri söylemekten kaçınmayın fakat kullandığınız sevgi sözcüklerinin anlamlarının da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Örneğin, çocuğunuza sevgilim, aşkım, hayatımın anlamı gibi sözcüklerin kullanılmaması gerekir bu çocuğunuza yüklediğiniz anlamın farklılaşmasına ve ilişkinizde problem durumlara yol açabilir.


Ebeveynlerin yaşadığı sorun genellikle değişkenlik gösterir. Yaşanılan sıkıntılar aileden çocuğa farklılık gösterse de çocuğumuzu ruhsal ve bedensel sağlıklı bir birey olarak yetiştirmek en büyük isteğimizdir. Yukarıda bahsedilen durum ve davranışlar genelleştirilmiş olsa da yaşanılan sıkıntılar ve problemlerin ileriki yıllarda getireceği negatif etkinin azaltılması için aile tutumunun farkına varılması ve mevcut durumun değişimi için aile koçluğu alınması da önemlidir.


Gözde ERDOĞAN ŞAHENK





57 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör